Âşıklar İçin Cennet ve Cehennem

30 Ağustos 2022 tarihinde yayınlanmıştır.

Cennet-i Efal
Mürşid-i Azîzim Muzaffer Efendi Hazretleri buyurdular ki :
Bir zâhid için en büyük cezâ cehenneme girmekdir. Bir âşık için en büyük cezâ ise, Allah'dan ırak düşmekdir. Âşıkân için Hakk'dan uzak olmak cehennem mesâbesindedir. Bir insan cennete girse ama orada sevdiği ile buluşamasa, orası ona cehennem olur. Dünyâda da bu böyledir. Meselâ milyonlar harcayarak bir saray yapdırsan yâhud cennet gibi bir yere sâhib olsan ama sevgilin orada yanında olmasa hâlin ne olur? Buna kıyâs et.
Efendi Hazretleri buyurdular ki :
Cennet üç kısımdır. Cennet-i Efâl, Cennet-i Sıfat, Cennet-i Zât. Âdem'in cenneti terk etmesi gibi, aşk için cennet-i efâli terk eden, aşk ile Allah'a vâsıl olarak mazhar-ı zât olur ve cennet-i zâta girer.
Sûre-i Kamer'deki "فِي مَقْعَدِ صِدْقٍ عِندَ مَلِيكٍ مُّقْتَدِرٍ" âyet-i celîlesi cennet-i zâta işâret eder.

Yûnus Emre Hazretlerinin, "Cennet cennet dedikleri bir kaç köşkle birkaç hûri" diyerek işâret etdikleri cennet, cennet-i efâldir. Bu avâmın cennetidir. "İsteyene ver anları bana seni gerek seni" diyerek işâret etdikleri cennet ise, cennet-i zâtdır.

Efendi Hazretleri buyurdular ki :
Kur'ân-ı Azîm, öyle bir imâmdır ki, uyanları cennete vâsıl eder. Kitâbullah, öyle sağlam ve mübârek bir ipdir ki, bir ucu yerlerin ve göklerin sâhibi Allah azîmü'ş-şânın elinde, diğer ucu da kulların tutunmaları içindir. Kul, bu ipe sıkı sıkı sarılırsa, mutlaka Allah'a mülâkî olur, onun rızâsını bulur. Ancak, tutanların tutuşlarına göre erecekleri dereceler de farklı farklı olur. Bazıları cennet-i efâle, bir kısmı cennet-i sıfata ve bir kısmı da cennet-i zâta erer. Bazıları da "cennetü'l-firdevs"e, "cennetü'l-me'vâ"ya ve "cennetü'l-karâr"a girer. Kimi rızâya, kimi rıdvâna, kimisi de "mülk-i kebîr"e varır. Bazıları, "mak'ad-ı sıdk"a erişir ve Rabbi ile nâz ü niyâza girişir, Rabbi ile görüşür, Rabbi ile söyleşir.
Efendi Hazretleri buyurdular ki :
Tarîkat-ı aliyyenin gâyesi, bilâ garaz velâ ivaz Allah'a kulluk etmekdir. Dervîşin bütün gâyesi rızâ-yı Bârî'yi tahsîl etmekdir. Dervîşin maksûdu Allah olacak, ne cehennemden korkacak, ne cennete tamah edecek. Zîrâ cennet için ibâdet eden, Allah'a ibâdet etmiş olmaz, nefsine ibâdet etmiş olur.
Listeye geri dön