Ayağı Tozunu Sürme Çekelden Gözüme Cânım

21 Şubat 2016 tarihinde yayınlanmıştır.

Cemü'l-Cem

NUTK-İ ŞERÎF

Ayağı tozunu sürme çekelden gözüme cânım
Görünür oldu her gâhî gözüme vech-i cânânım

Niçin sevmeye cân anı ki anda buldu cânânı
Yıkıldı kal’a-i fikrim yapıldı dînim îmânım

Çü bildim vech-i cânânı kamuda sezdim Allah'ı
Fenâyem Hakk'da vallâhi ne bilim kaldı ne dânım

Ki bildim cümle Hakk imiş arada gayrı yok imiş
Be-külli anda gark imiş ne ben vârım ne irfânım

Buluşdu bir ten ü bir cân bu mülkü etdiler seyrân
Niyâzî'den görünen ol ben ancak ad ile sânım

Niyâzî Mısrî
Kuddise Sırruh

ÎZÂH

Mürşid-i Azîzim Muzaffer Efendi Hazretleri bir soru üzerine bu nutk-i şerîfin kısa bir îzâhını lutfetmişlerdi.  Buyurdular ki :

Bu nutk-i şerîf tevhîd ve vahdet hakkındadır. Kul ile Allah'ın birleşmesi demek olan vahdetin "cem'ül-cem" makâmını ta'rîf eder. Hazret-i Niyâzî Mısrî bu nutkunda, Hakk'a âşık olduğunu ve bu aşkda fânî olduğunu, yalnız bir ad ve sân olarak kaldığını ve  Hakk'dan gayrı bir şey olmadığını ve görünen ne varsa Hakk'ın tecelliyâtı olduğunu beyân ediyor.

"Buluşdu bir ten ü bir cân bu mülkü etdiler seyrân" sözünden maksad da şudur. Semâlara sığmayan Allah insanın gönlüne tecellî eder. Allah'ın insana nefh etdiği rûh ile ten ü cân birleşmiş olur. Yani kul zarf, Allah mazrûf olur. Yani kulun işlediği işler aslında Allah'ın ef'âlidir. Zâhirde kul bakar ama aslında Allah görür, zâhirde kul işitir ama aslında Allah duyar. Ne göz, ne de kulak kula âicdir. Gören de duyan da Allah'dır, başkası değil. 
Efendi Hazretleri bu nutk-i şerîf ile beyân olunan ve tasavvufun en incelikli mes'elelerinden biri olan cem'ül-cem makâmını şu teşbîh ile îzâh buyurdular :

Bir demir parçasını ateşe sokunca kıpkırmızı olur ve ateşden farkı olmaz. İşte bu cem'ül-cem makâmıdır. Hakk'da fânî olan evliyâullahın makâmıdır. Sonra o demir parçası ateşden çıkartılır ve soğumaya bırakılırsa tekrar eski hâline döner. İşte buna da fark makâmı denir. İşte Niyâzî Mısrî Hazretlerinin bu nutku cem'ül-cem' hâlinde söylenmişdir, vahdeti sunar, vahdeti anlatır. Tabii anlayanlara.

Bu sözlerin Kur`ân'dan delîli Sûre-i Kasas'ın sonundaki "وَلَا تَدْعُ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجْهَهُ لَهُ الْحُكْمُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ" âyet-i kerîmesidir. "كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجْهَهُ Külli şey'in hâlikün illâ vecheh" demek "Her şey helâk olur ancak Allah kalır" demekdir. İşte bu âlemde de kendisini yok eden, Hakk'da bekâ bulur.

NAĞME-İ AŞK

Muzaffer Efendi · Ayağı Tozunu Sürme Çekelden Gözüme Canım - Suzidil Durak - Bekir Sıdkı Sezgin
Muzaffer Efendi · Ayağı Tozunu Sürme Çekelden Gözüme Canım - Sûzidil Durak - Kemal Baba
Listeye geri dön